AKLÎ SELÎM

Mehmet Selim POLAT

EN UZUN YIL 1915

EN UZUN YIL 1915

Yazı: Kemal TayfurYıl 1914. Avrupa’da savaş patlamak üzereydi. İttihat Terakki Cemiyeti’nin önderleri acele müttefik arıyorlardı. Hem dışarıda, hem içeride. İngiliz taraftarı Maliye Nazırı (bakanı) Cavit, İngiltere ile ittifak kurabilmek için uğraşmış ama reddedilmişti. Fransız yanlısı Bahriye Nazırı Cemal’in Fransa’ya, Dahiliye Nazırı Talat’ın Rusya’ya, Alman taraftarı Harbiye Nazırı Enver’in Almanya’ya gizlice götürdükleri ittifak önerileri de her üç ülke tarafından geri çevrilmişti. İttihatçıların yanaşmaya çalıştıkları büyük güçler arasında zımni bir anlaşma vardı ve eğer bir savaş kopacaksa bu, Osmanlı İmparatorluğu’nun paylaşımı üzerine bir savaş olacaktı. Kimse, ileride pay almak istediği bir ülkeyle ittifaka girip elini kolunu bağlamak istemiyordu.
İçeride de durum farklı değildi. Halen Osmanlı yurttaşları olan Araplar, Ermeniler ve Rumlar da derin bir huzursuzluk içindeydi. Öteden beri bağımsızlık ideali etrafında gelişen milliyetçi kıpırdanmalar ülkenin her yanına yayılmıştı, sürekli kışkırtılıyordu ve istim üstündeydi. Yakında patlaması mukadder savaşta, bu halkların nasıl bir tavır takınacağı, Osmanlı’yı ‘arkadan vurup vurmayacakları’, o karanlık günlerde devletin yöneticilerini en fazla meşgul eden konuların başında geliyordu.Açıkçası Osmanlı yapayalnızdı.

İstanbul’dan Amasya’ya, Erzurum’dan Adana’ya imparatorluğun pek çok merkezinde, 1890′lı yıllardan itibaren, Ermeni isyanları ve Ermenilere yönelik saldırılar birbirini izledi. Saldırı, karşı saldırı döngüsü binlerce insanın hayatına mal oldu. Ülke tam bir kargaşaya sürüklendi. Olaylar bazen günlerce sürüyor ve çarşı pazar tamamen kapanıyordu. Fotoğraf bu olaylardan birinin ardından gıda sıkıntısı çeken Ermenilere ekmek dağıtılan anı gösteriyor.

Ne var ki, dengeler de hızla değişiyordu. Avusturya’nın Sırbistan’a 23 Temmuz 1914′te verdiği ültimatomla Avrupa’da savaş başlayıverdi. O ana dek Osmanlı’nın ittifak girişimlerini sürekli geri çeviren Almanya, çark etti. Kayzer, İstanbul’daki elçisine `Alman davasına önemli katkıları’ olacaksa Türklerle ittifaka hazır olduğunu bildirdi. Görüşmeler ertesi gün başladı.
Tam da o günlerde, Temmuz ayının sonunda Erzurum, Taşnak Partisi’nin delegelerini ağırlıyordu. Ermeni milliyetçi hareketinin bu en önde gelen ve en disiplinli örgütü, sekizinci kongresini düzenlemişti. Ermeni araştırmacılar Hovannisyan ve Pastırmacıyan’dan aktaran Stefanos Yerasimos’a göre, kongrenin konukları arasında `Jön Türklerin önde gelenlerinden oluşan bir heyet’ de vardı. Enver Paşa’nın bizzat görevlendirdiği heyet, padişahın Ermeni tebaasının desteğini sağlamak için buradaydı. Ermeni temsilcilerine, Rusya’ya karşı savaşta Osmanlı saflarında yer almaları teklif edildi; karşılığında `Kafkasya’da Ermenilerin yaşadıkları yerler ile Erzurum, Van ve Bitlis gibi vilayetlerin bazı bölgelerinde Ermenilere özerklik tanınacağı’ iletildi. Bu, Ermenilerin öteden beri arzu ettikleri, bu uğurda can verip can aldıkları bir gelişmeydi. Avrupalı büyük güçlerin desteğine karşın bugüne dek ulaşamadıkları o büyük özerklik hayali, şimdi onlara Osmanlı yönetimi tarafından altın tepsi içinde sunuluyordu.
Teklif ilk bakışta son derece tuhaf görünüyordu. Ermenilerin, olası bir savaşta, yurttaşı oldukları devletin yanında yer almalarından daha doğal bir şey olabilir miydi? Ama Ermeni önderlerin öyle bir niyeti yoktu. Osmanlı heyetine, `Taşnak Partisi’nin savaşta tarafsız kalmayı seçtiğini’ bildirdiler. İttihatçılar, muhtemelen böyle bir şeyi bekliyorlardı ama bilmedikleri bir şey vardı: Rusya, Ermeni önderlere yalnız Kafkas Ermenistan’ını değil, Doğu Anadolu’daki Osmanlı topraklarını da kapsayan bağımsız bir devlet vaat etmişti. (G. Pastırmacıyan, Why Armenia Shold Be Free?, aktaran S. Yerasimos, Milliyetler ve Sınırlar)
Bu görüşme başarısızlıkla sonuçlandığı gün, Ermenilerin dini lideri Eçmiadzin Katalikosu, Rusya’nın Kafkasya Valisi Vorontzov-Daşkov’a başvurarak `Rusya’nın Ermenileri koruma altına alması ve Ermeniler için kabul edilmiş olan özerklik statüsünü değiştirerek birleşik altı vilayetin başına Rusya tarafından seçilen bir Hıristiyan vali atanması’ çağrısında bulundu. ‘Türklerin altı doğu vilayetinin ele geçirilmesine Ermenilerin yardım etmesi’ koşuluyla çağrı aynı gün kabul edildi. Bu arada Çar II. Nikola, Kafkasya’ya gelerek Ermenilere güvence verdi. Tiflis’teki Ermeni Ulusal Konseyi, şu bildiriyi yayınladı:
`Dünyanın dört yanından akın eden Ermeniler, Rus ordusunun şanlı saflarına katılmaya ve kanlarını Rus zaferi için akıtmaya hazırdırlar… Rus bayrağı İstanbul ve Çanakkale boğazlarında özgürce dalgalansın, Sayın Majesteleri, sizin iradenizle Türk boyunduruğunda kalan halklar özgürlüklerine kavuşsunlar. Hıristiyan inançlarından dolayı acı çekmiş olan Türkiye’nin Ermeni halkı, Rus koruması altında yeni ve özgür bir yaşama kavuşsunlar.’ (R. Hovannisyan, Armenian On The Road To İndependence, aktaran S. Shaw, Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye)

Ok yaydan fırlamıştı artık. Tiflis’ten tüm Ermeni cemaatine seferber olmaları için telgraflar çekildi; Ermeni gönüllü birlikleri oluşturulmaya başlandı. Türkiye’deki Ermeni önderleri gönüllü birlikler oluşturup Ruslara katılmak üzere Kafkasya’ya kaçtı. Kısa sürede binlerce Ermeni, Rus ordusunda silah altına alındı, her biri biner kişilik dört Ermeni gönüllü birliği kuruldu. İkinci Ermeni gönüllü birliğinin komutanı Osmanlı parlamentosunun eski Erzurum milletvekiliydi. Bunlar ve daha sonra silah altına alınacak Ermeniler, savaşta öncü birlikler olarak kullanılacak, kritik çatışmalarda önemli roller oynayacaklardı.
Bu gelişmeler, İttihatçıların Ermenilere bakışında büyük bir kırılmaya yol açtı. Kafkasya’ya geçen Ermenilerin Osmanlı’ya karşı savaşmaları bir yana, geride kalanların da Osmanlı askeri harekâtını başarısızlığa uğratmak için ellerinden geleni yapacaklarına kuşkuları kalmadı. Ama Enver Paşa, ordusuna güveniyordu ve Ermenilerin askeri harekâtı zaafa uğratabilecekleri yönündeki yaklaşımları çok da ciddiye almıyordu. O günlerde, Ermenilere karşı herhangi bir önlem düşünülmemesi bunun kanıtıydı.
İttihat Terakki Ermenilere düşman mıydı?
Aslında İttihatçılar başlangıçta, Ermenilerden, özellikle de Taşnak Partisi’nden böyle bir savrulma beklemiyorlardı. Zıt kutuplarda olsalar da aralarındaki dostluk ilişkisi epey eskilere dayanıyordu. İttihatçılar için aslolan, ülkedeki tüm dini ve etnik cemaatleri bir Osmanlı birliği altında toplamaktı. Abdülhamid’in istibdat rejimine karşı mücadele verirken, bir yandan da, başta Ermeni örgütleri olmak üzere çeşitli etnik siyasi grupları Osmanlı birliği fikri etrafında tek bir çatı altında birleştirmeye çalışıyorlardı. Cemal Paşa’ya göre bu çatının bir adı bile vardı: Osmanlı Birliği Komitesi. Cemal Paşa, 1907 yılında Ermeni önderleriyle Van’da yapılan görüşmelere atıfla, `Hınçak bizimle görüşmeyi reddediyor’ diye yazmıştı. Taşnak ise İttihat Terakki ile birleşmeye yanaşmamış, ancak meşrutiyeti desteklemeye söz vermişti.

Jan 17 2011 10:43AM  

 https://sites.google.com/site/yahudivehiristiyanlar/Home/ermeniler-resim-tablosu

 

 

 

Kasım 9, 2011 - Posted by | Güncel, Hıristiyanlar, Küfür |

1 Yorum »

  1. Suriyeye giden ermeniler,kinlerini unutmadılar.PKK adı altında cinayetlerine devam ediyorlar.

    Yorum tarafından MEHMET SELİM POLAT | Kasım 9, 2011 | Cevapla


Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.